|
|
|
|
Perşembe Yaylasından görüntüler
Kümbet menderesleri
PERŞEMBE YAYLASI VE ŞENLİKLER Doğal güzellikleriyle dolu Perşembe Yaylası Kümbetinde, bu eşsiz vatan toprağında koyun koyuna yatan Türk yiğitlerinin oluşturduğu büyük mezarlık, bu toprakları bizleri kanları ile sulayarak hediye eden şehitlerimizin mezarlarıdır. Ruhları şâd olsun. Yerleştikleri toprakları kısa zamanda vatan yapabilen Türk milleti Ön Asya’da kurdukları Büyük Selçuklu Devleti’yle Bizans’a komşu olurlar. Bizans İmparatorluğu ’nun saldırısı üzerine Bizans ve Türk orduları 1071 ‘de Malazgirt ’te karşı karşıya gelirler. Savaş Türklerin büyük zaferi ile sonuçlanır. Malazgirt zaferi ile Anadolu’ya akan Türk komutanları fethettikleri topraklar üzerinde kendi beyliklerini kurarlar. Bu ünlü komutanlardan Melik Danişment Gazi fethettiği Malatya- Sivas- Tokat yörelerinde Danişmentli Devletini kurar. (1075) Öteki komutanlar gibi çatışmalar ve kardeş kavgaları yerine Bizanslılarla, Trabzon –Rum Devleti ile mücadeleyi yeğler. Bu nedenle başkentini Sivas’tan stratejik konumdaki Niksar’a taşıyarak Kuzeye (Canik diye bilinen bölgeye) yönelir. Canik üzerine seferler düzenler.
Gölet’ten bir görünüm İlçemiz toprakları iç kesimlerden sahile (Canik’e) en kolay geçilebilen bölgesinde olması sebebiyle Danişmentlilerin sefer yolu üzerindedir. Bu nedenle toprakları üzerinde Danişmentlilerle Trabzon-Rum İmparatorluğu arasında pek çok savaşa sahne olmuştur. İlçemizin her mahalle v köyünde bu savaşlarla ilgili pek çok öykü ve rivayetler anlatılır. Danişmentli Devleti ve Danişmentnâme hakkında araştırmalar yapan Doç. Dr. Necati DEMİR’in ulaştığı bilgiler bu olayları desteklemektedir. Bu savaşlara ait şehitliklere Uzundere, Kutlular, Yakacık, Perşembe Yaylası’nda rastlanmaktadır. Doç. Dr. Necati DEMİR’in araştırmalarına göre Melik Danişment Gazi 1105 baharında 6000 kişilik ordusu ile II. Canik Seferi’ne çıkar. Bir grup askeri ile önden giderek Aybastı’ya doğru yol alır. Arkadan büyük ordunun gelmediğini anlayınca geri döner. Ordusunun geriki bölümü seferi haber alan Trabzon Sultanı Puthil, Canik Kralı Manul tarafından yaylada hâlen Çevrük diye bilinen yerde pusuya düşürülmüştür. Durumu gören Danişment Gazi savaşa iştirak eder. Düşman ordusu çok kalabalıktır, kırmakla bitmez. Çok büyük bir meydan savaşı olur. Dânişment Gâzi, Trabzon İmparatoru ve bir çok komutanını öldürür.Fakat Canik Kralı Manul’un attığı çark oku ile ağır yaralanır. Bu ok onun bir yanından girip bir yanından çıkar. Dânişment Gâzi, kazaya rıza verip atının boynuna yıkılır. Altmış gâzi, Melik Dânişmendi savaş alanından uzaklaştırarak Niksar’a doğru yönelirler. Düşman çok büyük zayiat vermiştir. Niksar’a yaklaştıkları sırada Gazi Danişment şu şiirsel vasiyeti yaparak şehitlik bir ilkbahar günü mertebesine ulaşır. (1105 )
Bu yiri defi hemân tîz kazınuz Bunda bir dem açılur hem görünüz. Meyyitimi onda koyasuz benim Yönimi Canik’e karşu koyunuz benüm Kim benem korkumdan ol kâfirlere Korku düşe gelmeyeler bu yire Gelüben bunda makam tutmayalar Bu şehir tamam Müslüman olalar Beni defin eyleyüp siz gidesiz Benüm üstümi belersüz edesiz Edesiz benden yârenlere selâm Elik Gâzi Beg ogluma hoş selâm Diyesiz baban didi kim zinhâr Kâhil olmaya gazâ ide ey yâr Cehd ide bi ilde kâfir komaya Ura kılıç ehl-i İslâm oraya [1] “Mezarımı belirsiz edin. Yönümü Canik’e döndürün. Bey oğluma tez selam edin, ölümü komasın alsın dizeleri.” Danişment Gazi kendisinden sonraki beyleri de Canik’e yönelmelerini istemektedir.
Perşembe Yaylası Şenliklerinde bir görünüm Bu meydan savaşından sonra bölge peyderpey Türklerin eline geçmiştir. Yaylamızın her bölümünde toplu ve tek şehit mezarlıklarına rastlanmaktadır. Kümbet’teki şehitliğin yanında muhafazalı bir mezar bulunmaktadır. Bu mezarda bir savaşta şehit olan bir komutanın yattığı bunun da muhtemelen Kümbet Gazi olduğu sanılmaktadır. Buradaki kitabide yer alan Korgan’a bağlı Goccuaz mahallesi mezarlıkların yaklaşık 15 km. kuzeyinde yer almaktadır. Köy mezarlığında bulunan Emir Yakup, köyde ikâmet edenlerin verdiği bilgiye göre Dânışmend Gâzi’nin kardeşidir. Aynı savaşta şehit olmuştur. Yine aynı şehitliğin içinde halk tarafından bel ağrılarına iyi geldiğine inanılan bir gök taşı da bulunmaktadır. Bu tür inanışlara Niksar ilçesinde de rastlanmaktadır. Bütün bunlardan anlaşıldığına göre yaylamızda -ne zaman başlatıldığı kesin olarak bilinmeyen- her yıl yapılan panayırların kökenin 1105’lere inen bir fetih şenliği olduğu zannedilmektedir. Bu görüşü 1868 ‘li yıllarda yayınlanan Trabzon Eyaleti Salnamesinde kayıtlı bir Osmanlı Panayırları katalogunda Perşembe yaylamıza ait biri ilkbaharda Türkler; diğeri sonbaharda Rumlar tarafından yapılan iki panayır kaydına rastlanmıştır.
Perşembe Yaylası Şenliklerinde bir görünüm Tarihçesi çok eski olan panayırların yapılış tarihleri ile Aybastı’ nın Türklere geçiş tarihleri örtüşmektedir. Ayrıca her yıl ilkbaharda Kümbet’te yemekli, dualı toplantının da fetih günleri ile ilgili olduğu sanılmaktadır. [2] Yaylamızda eşsiz güzelliğe sahip pek çok tabiat harikaları, tarihî mekânlarımız mevcuttur. Kümbet ırmağı menderesleri, Çiseli Şelâlesi, Göl Tepesi ve yeni yapılan Gölet eşsiz güzellikte yerlerdir. 1200 rakımlı tepedeki Kanlıpınar ‘ın suyu her mevsim elleri donduracak şekilde akar. Bu suyun daha önce Kanlıpınar olarak yaylamıza da adını verdiği yaşlılarımız tarafından anlatılır. 1600’lü yıllarda İstanbul’dan Erzurum üzerine seyahate çıkan ünlü seyyah Evliya Çelebi, Koyulhisar’da konaklarken bölgesel gezilere çıkar. Başçiftlik’e uğrar. Koyulhisar’dan iki kuşluk yol gidimi Perşembe’ye geldiğini balları ile ünlü yemyeşil bir yer olduğunu ve sahilde bulunduğu anlatır. Buradan hemen akla Ordu –Perşembe ilçesi akla gelmektedir. Ancak o tarihte Perşembe’nin adı Satılmış Nahiyesi’dir. Erzurum’a varan Evliya Çelebi, İstanbul’a dönüşünü sahilden gerçekleştirir. Bu yolculukta Fatsa’ya, Nahiye-i Satılmış’a uğrar. Bütün bunlardan Evliya Çelebi’nin anlattığı Perşembe pazarından, kastettiği yerin yaylamız olduğu ortaya çıkar. Perşembe Yaylası ilçe merkezine 17 km uzaklıktadır. İlkbaharda karların erimeye başlamasıyla hayatın ve canlılığın başladığı Perşembe Yaylası’nda mevsimin ilk karının yağmasına kadar hayat devam eder. Yeşil çimlerle kaplı olan yaylanın merkezinde şehir türü bir yapılanma vardır. Perşembe Yaylasında yerleşim ve yaşamanın Türkler’in Anadolu’ya ayak basmalarından bu yana devam ettiğini kabul edersek doğru yapmış oluruz. Çünkü Ünlü seyyah Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Perşembe Yaylası’ndan ve Perşembe Panayırından bahsetmektedir. Yine 1876 Trabzon salnamesi’nde Perşembe Yaylası’dan ve panayırından söz edilmektedir.
Perşembe Yaylası ve Güreş
Sahası Bu yazılı kaynaklara dayanarak Perşembe Yaylası’nın çok eski bir yerleşim yeri olduğunu anlıyoruz. Yayla Şenlikleri de insanların bu yaylaya yerleşmeleriyle birlikte Perşembe Panayırı olarak başlamıştır. O dönemlerde yurdun çeşitli yerlerinden gelen satıcıların eğlence araçlarının , çadır tiyatrolarının buluşup birleştiği muhteşem bir görünüm içerisinde başlayan bir hafta devam eden eğlence alışveriş ağırlıklı bir şenlikmiş. Bu şenliklerin en büyük ağırlığını yağlı pehlivan güreşleri oluşturmaktadır. Geçmiş dönemlerde yaşayanların Perşembe Yaylası Panayırı hakkında anlattıkları bilgilere göre o dönemlerde panayıra yurdun çeşitli yörelerinden satıcılar, ip cambazları, sihirbazlar, sirk türü çadırlar, falcılar gelirler ve bir ay boyunca yaylada kalırlarmış. Başladığı günden bu yana Temmuz ayının son haftasında yapılma özelliğini yitirmeyen panayır son haftada yağlı pehlivan güreşleri, at yarışları, insan yarışları gibi çeşitli sportif faaliyetlerle devam edermiş. Yazılı kaynaklardan edinilen bilgilere göre Perşembe Panayırı Kırkpınar Şenliklerinden daha eski bir tarihe sahiptir. Ancak bu zamana kadar tanıtımı yapılamadığı için gerekli yeri alamamıştır. Kırkpınar güreşlerinin rövanşının yapıldığı bir panayır olarak kalmıştır. Türk güreşine isimlerini altın harflerle yazdırmış Atkaldıran, Kırkpınar’da ilk defa üç yıl üs tüste altın kemer almış Ordu’lu Mustafa, yine Kırkpınar pehlivanlarından Kerim Yüksel, Davut Yılmaz, Ramazan Göl gibi çok ünlü pehlivanlar Perşembe Panayırında kispet giy mişler ve yeşil çimlerde güreş tutmuşlardır. Başladığı günden bu yana hiç kesintiye uğramadan devam eden Perşembe Panayırı’na Kırkpınar’da kispet giyen pehlivanların %80’i baş pehlivan dahil her yıl katılmaktadır. Tarihi Perşembe Panayırı 1992 yılından itibaren Perşembe Yaylası Şenliklerine dönüştürülmüştür. Bu dönüşümle birlikte Sportif ve kültürel ağırlıklı bir hava kazandırılmıştır. Şenlik programı içerisinde yörenin ürünlerini tanıtıcı halı sergisi, el sanatları sergisi gibi sergiler düzenlenmekte, hayvancılığı teşvik edici çeşitli yarışmalar, futbol turnuvaları, atletizm yarışmaları , Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği konserleri, folklor gösterileri gibi sosyal ve kültürel etkinlikler de yer almıştır. Tabii en büyük ağırlığı yağlı pehlivan güreşleri kaplamaktadır. Kırkpınar’da kispet giyen pehlivanlar mutlaka Perşembe yaylası’na gelmektedir. At yarışları da şenliğin heyecanla beklenen yarışlarıdır. Bu yarışlara yurdun her tarafından yarış atları getirilmekte ve tabii pist üzerinde yarıştırılmaktadır. Perşembe Yaylası şenlikleri her yıl Temmuz ayının son haftasında yapılan büyük bir organizasyondur. Bu organizasyonu ilçe kaymakamının başkanlığında, ilçe belediye başkanlığı ve diğer kamu kuruluşları gerçekleştirmektedir. Yurdun çeşitli yörelerinden insanların, eğlenceye yönelik çadırcıların, dönme dolapların, atlı karıncaların kendilerine yer bulmak için şenliğin başlayacağı tarihten 15 gün önce geldiği Perşembe Yaylası Şenliklerini izlemek üzere gelenlerin sayısı da hayli fazladır. Son üç günde bu sayı en az yüz binleri bulmaktadır. 1996 yılında Perşembe Yaylası Şenliklerinin organizasyonunda oluşturan bütçenin beş milyar Tl olduğunu belirtirsek,organizasyonun büyüklüğü açısından bir bilgi verir zannederiz.
|