Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Ünlü Sîmalar
Back ] Home ] Next ]

 

Tarih
Coğrafya
Sosyal Yapı
Nüfus
Perşembe Yaylası
Kültür
Resimler
Eğitim ve Öğretim
Sağlık Hizmetleri
Ulaşım Durumu
Ekonomik Durum
Linkler
İbrahim ESEN
İdarî Yapı
Ünlü Sîmalar
Folklor
Kütüphanemiz
Kasabalarımız
Mahallelerimiz
Köylerimiz
Reklâmlar

AYBASTI ‘DA UNUTULMAYAN SİMALAR

ORDULU ŞAİR FITNAT HANIM

                                              

              Ordu ve Trabzon, bu hanım şaireyi - Divan Edebiyatı şairi Zübeyde Fıtnat’la karıştırmamakta beraber- paylaşamamaktadır. İki ilin araştırmacıları incelemelerini değerlendirdiğimiz zaman görüyoruz ki ağır basan taraf Ordu oluyor. Çünkü Fıtnat Hanım, Ordu’nun Aybastı ilçesinden ve Canikli Haznedarzade Süleyman Paşa ’nın  sülalesinden   Abdullah Paşa’ nın kızıdır.

           

            Fıtnat Hanım zekî olduğu kadar  son derece güzel ve “Gazel” söylemekte usta idi. Ne yazık ki bu sahada doğuştan var olan kabiliyeti, kıskanç ve kuruntulu eşi yüzünden körelmeye yüz tutmuş; bu sebepten hattatlıkla tatmin olmaya çalışmıştır. Nitekim, kendi eliyle yazdığı Kur’an- ı Kerîm ’i  Süleyman Nazif’in de takdirini kazanmıştır.

 

            1831- 1909 tarihleri arasında yaşayan elem dolu şâire, tamamlayamadığını sandığımız divânında “Divân şiiri ”   geleneği içinde terkipli dili, mazmunlarıyla aşk ve şarap  konularını, klâsik şekiller aydın zümrenin zevkine sunmuştur.[1]

 

             FITNAT HANIM ’ DAN

 

GAZEL  I

            Sernigûn etti felek asayişim peynâmesin

            Çünkü dilşâd eylemez neşveyle ben mestânesin

 

            Azm-i nûş- u  sohbeti değmez anın hiçbir pula

            Neylerim zıll- serap âsâ şu mihmanhânesin

 

            Vâdi-i âlâm-ı gamda kaldım ey sâki-i dehr

Mahrem etti yâr zîra meclise bîgânesin

 

            Pertev-i Câm- Cem’in ile fahr eylesin

            Ba’d-i ezîn yâd etmesin Fıtnat gibi dîvânesin

 

            Günümüz Türkçe’siyle  İfadesi:

 

            “Felek huzurumu alt üst etti. Onun şarap kadehi benim gibi mest olmuş birinin gönlünü neşesiyle şâd  eylemez.” 

 

            “Onun sohbetine niyet etmek bir pula değmeyecek kadar değersizdir. Neyleyeyim şu misafirhânenin  serap gibi gölgesini.”

 

            “Ey dünyanın sâkisi! Gam elemlerinin vadisinde kaldım. (Çünkü) Sevgili kendisine yabancı olanları meclise almadı.”

 

            “Dârâ,Cem Sultan ’ın kadehinin ışığını ölsün dursun .Bundan böyle Fıtnat gibi bir dîvânesini anmasın.

 

 

                        GAZEL II

 

            Eylesin tesir-i derdin cânâne Allah aşkına

            Girmesin gam hâneme bîgâne Allah aşkına

 

            Kim bilir dert ehlinin hâlin yine  yâri bilir

            Kıl tarrahhum dîde-i giryâne Allah aşkına

 

            Bezm-i cânânım uzak bi sûziş-i hasret ile

            Gel seninle yanalım pervâne Allah aşkına

 

            Bî-harâb-âbâd- ı aşkındır unutma rahm edüp

            Fıtnat’ı gel eyleme dîvâne Allah aşkına

 

Günümüz Türkçe’siyle  İfadesi:

 

            “Sevgili, derdine çare bulsun Allah aşkına. Yabancı kimse benim gam hâneme girmesin Allah aşkına.”

 

            “Dert ehlinin hâlini yârinden başka kim bilebilir? Şu ağlayan göze Allah aşkına merhamet et.”

 

            “Sevgilinin meclisi uzaktır. Gel bu hasret ateşiyle Allah aşkına pervane olup dönelim.”

 

            “Aşkından vîrâne olmuş şu Fıtnat’a  merhamet et. Allah aşkına onu unutup da dîvâne eyleme.”

 

            MUHAMMES

 

            Kapladı mir’at-ı kalbim ol kadar jenk-i melâl

            Bister-i gamda yatıp derdinle oldum bî-mecâl

            Hasret-i dîdârın ey meh eyledi pek hasta hâl

            Öyle zâr oldu  tenim gelse ecel bulmak muhâl

            Ben şedîd-i gamzenim bir çâre Allah aşkına

 

            AYBASTILI İZZET

 

1864- 1927 yılları arasında yaşayan Aybastılı İzzet, Aybastılı  Fıtnat’la üvey kardeştir.  Mezarı doğduğu yer olan Aybastı’dadır.

 

            Arapça, Farsça bilen aruz ve heceyle güzel şiirler yazar. Henüz ele geçmeyen bir Divan’ı bulunduğu sanılan şairin  Tıflı’nın  yakın arkadaşı olduğu söylenir.

 

 

 

 

            ŞİİRLEDİNDEN ÖRNEKLER

 

            AYBASTI

 

            Zâhirin handan için dolu kan

            Bir yanardağ gibi çıkmakta duhân

            Lâl olmuş bülbülün etmiyor efgân

            Hâre düşmüş gülüstânın  Aybastı

 

            Şair  oğlunu  son yolculuğuna şu mısralarla uğurluyor:

 

            Eyvâh yavrum! Düştü mü hâke o nazik beden

            Soldu mu nûr-ı cemâlin, sustu mu gussa-i dehen

            Bir zaman bâkî hayatta, tûti-i dilbâz iken,

            Revzâ-i Cennet’te mi pervâz edersin şimdi sen!

 

            Yaşadığı hayatın hakkını vermek isteyen şair, koşma tarzındaki bir şiirinde gönlündeki dalgalanmaları şöyle anlatmaktadır:

 

            Ben derd-i serime ararken derman

            Gönül daha beter sevdaya düştü

            Derûnum hep dolu kan ile hicran

            Meylim bir kâmet-i bâlâya düştü.

AYBASTILI İBRAHİM EFENDİ

                “Erzanzâde” şöhreti ile bilinen Mehmet Efendi’nin oğlu olup 1269 (1853) tarihinde Aybastı Kazasının Ortaköy mahallesinde doğmuştur. Annesinin adı Şerife’dir. Köyünde sıbyan mektebini bitirdikten sonra Aybastı’ya bağlı Çonkara (Eceli) köyündeki medresede ders okutmağa başlamıştır. Molla Câmi’ye  çıktıktan sonra İstanbul’a gitmiştir. Fatih’te Bahr-i Sefîd Ayak Kurşunlu Medresesi’ne  dahil olup Sivaslı İbrahim Efendi’den ders okumağa başlamıştır. Babasının vefatı üzerine icâzet alamadan memleketine döndü.

 

            1299 (1883) senesinde Aybastı Nahiyesi Niyâbetine tayin oldu. 1325 (1909 ) senesine kadar üç defa bu vazifeden alınmışsa da kısa fasılalarla olan bu ayrılıklar sonunda bu vazifede hayatının devam ettirmiştir.

            FEYZULLAH HATİPOĞLU: (1865-1962)

           

                Feyzullah Hatipoğlu 7 yıl Kızıltoprak’ta  Hacı Halil Efendi’de okumuştur. 16 yılı Tokat Medresesi, Sultan Abdülhamit döneminde Seyyit Tekkeli Hacı Hasan Efendi’de tahsilini yapmıştır. Feyzi Efendi olarak bilinmektedir. On iki kez imtihana alınmış, hepsini başarmıştır.  Şakir Hoca, Boşnakzâde Mustafa Efendi, Emiroğlu Ömer Hoca, Erzenli Hatibi Mahmut Efendi Feyzullah Hatiboğlu’nun yetiştirdiği talebelerdir. Esenli Hatibi  (Hatip EFENDİ) 

            Cumhuriyet Döneminde İlk öğretmenlerimizden Ali Galip VARICI, Şükrü DEREKÖY, Zehra YAMAN sayılabilir.             

 

            Yirminci asrın ilk yarılarında  ilçemizde medreselerde ve mekteplerde  görev yapan ünlü şahsiyetleri  şu şekilde sıralayabiliriz: Abidinzâde Ahmet Efendi (Banut Hatibi olarak tanınmaktadır.) Kütoğlu Mahmut Efendi, Çetillili Ali Efendi, Hafız Mehmet Efendi, Ali Osman BEY, ( Bir dönem Bursa valiliği yapmıştır.

REFİK GÜLEY

            1915’te dünyaya geldi. 1936 yılında harp Okulunu bitirdi. 1951 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu Kuleli Askeri Lisesinde öğretmenken istifa etti. 1957 ‘den sonra 20 yıl Ordu milletvekilliği yaptı. 1974 yılında Ecevit Hükümetinde Ulaştırma bakanı idi. Kendini Yaşamak adlı anılarından oluşan bir kitabı vardır. Refik Güley kısa ve örnek yaşamında Aybastı’yı her yerde savunmuş şair ruhlu bir insandır.

           

Şiirlerinden bir dörtlük:

           

            Elendim geçtim ince elekten ,

            Kâm almadım kahpe felekten.

            Vefâ ummaktansa itten köpekten

            Şifâ beklerim mavi melekten.

             

Remzi EFENDİ  (İlçenin kurulmasında emeği geçmiştir. )

Hacıefendioğlu  Ahmet Dayı (Fıkralarıyla ünlü)  

 

            Rahmetli Ahmet Dayı Mahalle kenarında tarlasında çift sürerken  öküzleri boyunduruğu kırarak köy içine doğru dalarlar. Ahmet Dayı çaresiz.” Bu öküzleri durduracak bir ümmeti Müslüman yok mu?”   bağırır . O sırada evin önünde  güneşlenen hamile bir kadın öküzlerin önüne durur. Öküzler kadını çiğner geçer. Ahmet Dayı üzgün bir şekilde “Senden başka ümmeti Müslüman yok muydu Be kadın? Der. Buna benzer fıkraları çoktur.

 

GÜZEL İLÇEM AYBASTI

 

Esenli’nin merkezinde kurulmuş,

Güzel yerdir canım,gözüm Aybastı.

Nice şehit kanlarıyla yoğrulmuş,

Esrarengiz bir yerdedir Aybastı.

 

Gökyüzünde koşuşuyor bulutlar,

Öte yanda Küçükyaka, Kutlular.

İnsanları hep neşeli, mutlular,

Doğum yerim, vatanımdır Aybastı.      

 

Kutlular ’dan  Sarıyar ’a  geçilir,

Sefalık’ta soğuk sular içilir,

Güz gelende yaylalardan göçülür,

Her tarafın kayda değer Aybastı.

 

Hisarcık’tan Alacalar’a atlanır,

İnsanları hep cefaya katlanır,

Eylül gelir fındıkları toplanır,

Bahçelerin, bağların var Aybastı.

 

Uzundere yaylalara uzanmış,

Çayırları papatyayla bezenmiş,

Dağlarında ahu, ceylan gezermiş,

Dağ ve taşın Cennet gibi Aybastı.

 

Kaynaşır Zafer ile Pelitözü  ,

Bayram gelir herkesin güler yüzü,

Kucak açmış bekliyor Toygar Köyü,

Derelerin, çayların var Aybastı.

 

Fidekse’den Çakırlı’ya yol olur,

Bahçelerde meyveleri bol olur.

Muratyeri Allah’ına kul olur,

İnsanların kıymetlidir Aybastı.

 

Armutlu’dan Beşdam Köyüne atladım,

Tüm yolları ben ikiye katladım,

Çok yoruldum nerde ise çatladım,

Her derdine katlanırım Aybastı.

 

Koyunculu’dan Çukur’a varılır,

Tüm insanlar işlerine sarılır,

Bir gün gelir Hak katına varılır,

Mazimiz sende saklıdır Aybastı.

 

Kabalı’dan Ortaköy’e inilir,

Buralar da ne güzelmiş denilir,

Bayram gelir yemekleri yenilir,

Örf  âdetin ne güzeldir Aybastı.

 

Karamanlı şehrin yanı başında,

Bereket var toprağında, taşında.

Gözleri yok hiç kimsenin aşında,

İnsanların değerlidir Aybastı.

 

İlkbaharda yaylasına gidilir,

Kırlarında koyun, kuzu güdülür,

İnsanları gayretiyle övülür,

Bu övgüler hep senindir Aybastı.

 

Doğusundan Bolaman Çayı akıyor,

Gözün açmış sanki bana bakıyor,

Çağlayarak gidip yürek yakıyor,

Irmağı, deresi güzel Aybastı.

 

Her beldesi yollar ile örülmüş,

Tabiattan güzel koku sürülmüş,

Var mıdır hiç böyle ilçe görülmüş,

Güzelliğin büyülüyor Aybastı.

 

Yola çıkıp gidebilsem bir eğer,

Perşembe yaylası dünyalar değer,

Festivalini insanlar  çok sever,

Göletinle ünlüsün sen Aybastı.

 

Yeşil giymiş bahçelerin, bağların

Kuşlar öter eteğinde dağların,

Senden ayrı düşsem bil ki ağlarım,

Hasretin burnumda tüter Aybastı.

 

Yeter ey Salim GENÇ bu meth ü  sena,

Kimseye yâr olmaz bu dâr ı fenâ,

Ömrünün sonuna dek bu can âşina,

Dertlerimin dermanısın Aybastı.

 

                                              Salim GENÇ

 

 

[1] Sıtkı Can, Ordulu Şair Fıtnat-Hayatı ve Şiirleri,1939,s.8 

 

ibrahimesen@hotmail.com